FEYZA NUR KOÇER

Mimarlıktan UX (User Experience – Kullanıcı Deneyimi) tasarımcılığına geçiş yapan biri olarak, hem eski ve hem de şimdiki mesleğim hakkında pek çok güçlü fikre sahibim. Ama kısaca söylemek gerekirse, mimarlık okurken beklediğim; ancak karşılığını profesyonel anlamda bulamadığım harikalar diyarının şu anda tadını çıkarmaktayım.

Benimle benzer düşünen birçok mimardan, yazılım dünyasına ne zaman ve nasıl geçmeye karar verdiğimle ilgili sorular alıyorum. Bu ise, başlangıçta mimarlık okurken kazanılan beceri ve deneyimleri bir yandan överken, diğer yandan mimarlığı bırakma konusunda teşvik etme gibi alışılmadık bir pozisyona girmeme sebep oluyor. Bununla birlikte, mimarlık benim oldukça soyut bir tanıma sahip ve inanıyorum ki sizin de eğer başka bir tasarım disiplinine karşı ilginiz varsa, bu alanda başarılı olacaksınız. Bu kılavuz da, bir değişiklik arayan hevesli ve meraklı mimarlar için hazırlandı.

Bu sizin için doğru bir tercih mi?

– Mevcut işiniz sizi hem yaratıcılık anlamında hem finansal ve sosyal olarak tatmin ediyor

– Zaten başarılı şekilde büyüyen bir firmanın vazgeçilmez bir çalışanısınız

– Değişimlerden hoşlanmıyorsunuz

– Daha yavaş adımlarla ilerleyen bir kariyer tercih ediyorsunuz

– Mimarlık tanımınız sadece ‘yapı’ tasarlamaktan ibaret

Bu koşullardan herhangi birisi size hitap ediyorsa, şu ana kadar okuduğunuz için teşekkür ederim, fakat burada durabilirsiniz. Eğer bu koşulların sizde karşılığı yoksa, kariyerinize UX tasarımcısı olarak yazılım alanında devam etmeyi düşünmelisiniz.

Ne zaman geçiş yapmalısınız?

Olağanüstü yaratıcılıkta bir kariyere sahip olmak için var olmasına inandığım üç önemli nokta, profesyonel mimarlık hayatımda eksikti. Her ne kadar çekişmeli bir karar verme süreci de olsa, siz de kariyerinizde bu noktaları eksik görüyorsanız değişikliğe gitmelisiniz. Kariyerimde eksik olan ise hız, yineleme ve ölçüm noktalarıydı.

  1. Hız

Binaların da şehirlerin de tasarlanması ve inşa edilmesi uzun zaman alır. Bir yapının yaklaşık iki yılda inşa edilebilmesi, bizler için inanılmaz derece yavaş ilerleyen tasarım döngüleri oluşturur. Ürün tasarımlarında ise bu döngü yaklaşık 2 haftadır. Kullanabileceğiniz üretim malzemeniz sınırsızdır – yalnızca yetenek ve kafein ile sınırlarını çizerek istediğiniz hemen her şeyi inşa edebilirsiniz. Daha fazla söze gerek var mı?

Tasarım döngülerindeki sıklığın artması ile ilgili bir diğer olumlu taraf ise, bu durumun yaratıcı ve parlak fikirlerinizi tetiklemesidir. Eğer kariyerinizin mevcut doğası yaratıcı üretimlerinizi kısıtlıyorsa, o zaman belirgin bir dezavantajınız var demektir.

  • Yineleme

Bir tasarımı oluşturduktan sonra onu yineleyerek kullanabilmek, tasarımın başarısı hakkında size güç veren bir etmendir. Fakat aynı şekilde inşa edilmiş bir yapıya ait fikrin yinelenerek yeni bir tasarım üzerinde denenmesini önerecek olsaydım, inşaat sahibi bana söyleyecek söz bulamazdı. Elbette çok bariz ve haklı nedenlerle bunu yapmak mantıklı değil, fakat yine de bu durum beni rahatsız etmekte. Öyleyse bizler nasıl öğreneceğiz? Bunun sonucu, bir kariyer boyunca bir çalışma yığını üzerine yineleme yapmaya zorlanmaktır; geri bildirim döngüsü yavaş ve pahalıdır, hatta garantisi de yoktur. Yazılım ise çok daha hızlı bir yineleme gerektirir.

  • Ölçüm

Ölçülebilir hedeflere sahip olmak, sizlere oldukça net başarı ölçütleri temin eder. Mimarlıkta asıl amaç müşteriyi memnun etmektir. Ürün ve UX tasarımında da bu hala geçerli olsa da; artık takip ettiğiniz net ve ölçülebilir bir Anahtar Performans Göstergesi (KPI – Key Performance Indicator) hedefi vardır. Bunun mimarlıktaki en yakın karşılığı yapı inşaat süreçleri, güç kullanımı veya bina sakinlerine yönelik anketler gibi konularda simülasyonlar ve ölçümler yapılmasıdır. Bunlar da mülk sahibinin takdirine bağlıdır ve siz sorumluluğunuzda değildir.  Peki bu durumda nasıl bir öğrenme süreci işleyecek? Her defasında kendini geliştirmek için yeni baştan deneyerek, önceki tasarımların başarısını asla ölçemeyeceğiniz bir kariyer üzine nasıl bir çalışma yapısı inşa edebilirsiniz?

Farklılık oluşturan bu üç nokta dışında artık denilebilir ki, yazılım da basit bir şekilde mimarlığın yeni bir ortamıdır. Bir ortam ki, aynı zamanda dünyayı yiyor, yerken de onu şekillendiriyor.

“Software is eating the world” — Marc Andreessen”

Bir mimar olarak, dünyayı binlerce yıldır süregelen tasarım söylemine göre şekillendirmek için yetiştirildiniz. Kültüre biçim vermek, tüm duyulara seslenen ve insanların çevreleriyle de nasıl etkileşim kurduklarının derinlemesine anlaşılmasını gerektiren bir beceridir. Bu anlamda yazılım ile yaratılan yeni çevreleri sorgulayarak, dünyamızı farklı bir mecradan şekillendirme imkanına sahibiz.

Neden geçiş yapmalısınız?

Sözlerim sizde karşılık buluyorsa, büyük ihtimalle bu geçişi yapmak için sayısız neden olduğunu görebilirsiniz. İşte bir mimar olarak harika bir UX tasarımcısı olmanızı sağlayacak 8 neden: 

  1. Tasarım süreçleri

Herhangi bir şeyi doğru şekilde tasarlamayı anlamadan önce, tasarım probleminin ne olduğunu anlamak gerekir. Buradaki amaç nedir? Başarı neye benzemektedir? Başarının nasıl ölçülebileceğini belirlemeden, doğrudan bir çizime atlamak tasarım değil, sanattır. Bu noktada bir binanın sakinlerinin ya da kullanıcılarının karşılacağı senaryoları anlar ve programları tanımlarız. Tasarım kararlarını alma sürecinde gereken onaylamalar için müşteri, mühendis ve yüklenicileri erkenden ve sıklıkla bir araya getiririz. Konsept tasarımdan başlayarak şematiğe ve teknik çizimlere ulaşan tasarımda yineleme ve geliştirme süreci için gereken tüm aşamalarda işbirliğine devam ederiz. UX tasarımında ise farklı olarak çalışma içeriğimizi ise plan ve kesitler yerine şablonlar ve prototipler oluşturur.

  • Birlikte çalışılan ekip dinamikleri

Sadece aynı çerçevede gelişen bir süreç değil, tasarımı hayata geçirmek için birlikte çalışılan ekip ve bu ekibin dinamikleri de aynıdır. Müteahhitler ve mühendisler yerine geliştiriciler ve ürün yöneticileri ile işbirliği yapmanız gerekir. Bir mimar olarak, yapı sahibinin tarafında; onun menfaatlerinin en iyi şekilde karşılandığından emin olarak bulunursunuz. Bir UX tasarımcısı olarak ise, kullanıcının çıkarlarını savunan bir konumdasınızdır. Bu roller birbirlerine oldukça benzer ve bir o kadar da önemlidirler.

  • Yeni (bir o kadar da benzer) bir bakış açısı

Evet, başka herhangi bir meslekten birinin farklı bir alana yeni bir bakış açısı getireceğini söylemek kolaydır. Fakat burada özellikle harika olan kısım, bir mimarın bakış açısının UX tasarımı ile inanılmaz derecede alakalı olmasıdır. UX tasarımcıları da dijital mimarlardır ve birbirimizden çok fazla şey öğrenebiliriz.

  • Teknik bilgi

Teknik sadece “Çok fazla yazılım programı biilyorum” demek değil, aynı zamanda “İşlerin nasıl birlikte yürütüleceğini biliyorum” diyebilmektir. Tasarımdaki her bir yüzeysel kararın bile temellerini bilmeye alışkınsınız; hatta alışkanlıktan öte, bunu bilme gereksinimi duyuyorsunuz. Bu anlamda bir teoriyi doğrulayacak ya da geçersiz kılacak kadar yeterli bilgiye sahip olmak, tasarım için kritik bir noktadır.

  • Fikirlerde Ölçek

Mimari tasarımda odak aralığı bir kapı kolundaki küçük bir detaydan, bir yapı adasına kadar uzanmaktadır. Ölçeklendirilebilen ve ölçeklenmesi de gereken bir tasarım ve anlayışı tanımlarsınız. Ölçek karmaşıklığını dikkate almak ise zaten tasarımın doğasında olan bir durumdur.

  • Belirsizliği evcilleştirmek

Her proje birbirinden farklıdır. Yapılandırılmamış koşullardan yapılandırılmış düşünme formu oluşturabilme yeteneği ise mimari düşünmenin temelidir.

Sonsuz bir ölçeklendirilebilirliğe sahip olan ve herhangi bir yerde, herhangi biri tarafından kullanılabilecek bir ürün geliştirmek, mimarların genel olarak karşılaştıkları bağlamdan farklı bir tasarım problemi yaratır. Bu anlamda bağlam, bitişikteki bina veya iklim koşullarının ötesine geçerek, bir kullanıcının bu binayı ne zaman ve neden kullanacağıyla daha yakın ilişkili hale gelir (Ki bu bile aslında ürününüzün içeriğine bağlıdır –  örneğin bir hava durumu uygulaması tasarlamak).

  • İnsanlar için tasarım

Bir mimar olarak müşterilerin ya da mahal sakinlerinin en içten ilgi ve alakası bu süreçte sizin yanınızdadır. Bir UX tasarımcısı olarak ise, bu ilgi kullanıcılar tarafından gösterilir – bu durum da onları sürekli olarak dinlemeyi ve anlamayı gerektirir.

  • İnovasyonu zorlamak

Mimarların ayakta bile duramayan (mühendislerin bakış açısına göre) ya da inşa edilemeyecek (yüklenicilerin bakış açısına göre) binalar tasarladıkları şeklinde eski bir klişe vardır. Harika yerler inşa edebilmek için bu ilişkileri kurarken ustalık ve biraz da vurdumduymazlık gerekmektedir. Yazılım dünyasında da durum aynıdır. Pek çok insanla rahat iletişim kuramasanız bile bir inovasyonları kabul ettirmek, tasarımdaki kararları savunmak ve yeni bir şey denemek için başkaları ile işbirliği yapmanız gerekmektedir.

Bu Geçişi Nasıl Yapacaksınız?

Herkesin yolu farklıdır, ancak benimkini merak ediyorsanız, başka gönderilerde nasıl geçiş yaptığımı yazıyorum.

______________

San Francisco’da UX ve ürün tasarımcısı olan Gavin Johns, eğitimini mimarlık ve şehir planlama üzerine Georgia Institute of Technology’de tamamlamıştır.

Daha fazla bilgi için kişisel web adresi: http://www.gvnjhns.com/index.html

Kaynak: https://www.archdaily.com/784294/why-a-career-in-ux-design-is-perfect-for-dissatisfied-architects

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s