ZEYNEP CANDAR

Biz tasarımcılar içinde olduğumuz üretme sürecinde işlerimizi kolaylaştıran çok fazla fiziksel ve dijital araçla karşılaşıyoruz. Gelişmekte olan “maker” kültürü ve teknolojik olanaklar ile giderek çeşitlenmekte olan araç setleri, bir yandan yeni olanaklar sağlarken bir yandan da keşfedilmesi ve öğrenilmesi gereken bilgiler kapsamında yarattığı karmaşıklık ile tasarım sürecine entegrasyonda zorluklar yaratabiliyor. Birazdan kendi serüvenimi anlatacağım projeme başlarken akla gelen sorular, “Entegre bir tasarım sürecinde karşılaşılabilecek problemleri minimalize ederek yapma eylemini destekleyici tasarıma özel araç geliştirmek mümkün müdür?”, “Mimarlığın geleneksel tasarım araçları dışında farklı disiplinlerden entegre metotlar/araçlar bulabilir miyiz?” olmuştu. Bu süreçte de çeşitli alanlarda -bilişim, sağlık, resim, fizik gibi- hem geçmiş bilgilerimi tazelediğim hem de yeni kazanımlar edindiğim, aynı zamanda da bunları tekrar tekrar deneyimleyebildiğim bir dönem geçirdim.

Bu yazıda sizlerle paylaşmak istediğim “Tool Design” serüvenim, algımızdaki son ürün mükemmeliyetini kıran, “kusurlardan/eksikliklerden öğrenme” ve “demo ürün” gibi türetebileceğimiz çeşitli kavramların tasarım sürecindeki güçlü etkisini görmemi sağlayan bir ödev konusuyla başlamıştı: “İz oluşturan bir tasarım mekanizması geliştirme, Uç efektör tasarımı”.  (Ders – İTU- Mimarlık Fakültesi- Lisans-MIM418E-Design & Fabrication Techniques in Architecture)

Ders kapsamında öğrenmiş olduğumuz malzeme bilgisi, üretim sistemleri ve çeşitli tasarım yaklaşımları ışığında iz kelimesinin çağrıştırdığı tanımlar ve kavramlar üzerine zihnimdeki karmaşıklığı ve heyecanı adım adım sizinle paylaşacağım.

Tartışma ve Esinlenme

İz, bir şeyin geçtiği veya öncesinde bulunduğu yerde bıraktığı belirti olarak tanımlanmakta. Bu tanım üzerine biraz ekleme yapalım. Oluşturulan şekil, form, hat, doku gibi akla gelen çeşitli çağrışımlar kalıcı veya geçici, statik veya dinamik bir yapıda, simetrik/düzenli veya rastgele meydana gelmiş olabilir. Ancak tüm bunlara etkiyen çeşitli tetikleyiciler ve yansıtıcılar (bu kelimeyi tercih etmemin sebebi ortaya çıkan izlerin fiziksel bir yüzey, mekan/ortam, malzeme veya süre üzerinde çeşitlenebilmesinin mümkün olmasıdır) mevcuttur.

Bu konu bağlamında günlük hayatta karşılığını gördüğüm topaç, sarkaç(pandül), mikser ve su fıskiyeleri gibi bazı objelerden esinlenerek belirli bir tork ve moment etkisiyle akışkan materyallerin ortaya çıkardığı izler üzerine çalışmaya başladım. Bu noktada Jackson Pollock’un eserlerini üretme sistemi ve ortaya çıkardığı tablolar rastgelelik ilişkisi dahilinde bana oldukça ilham veriyordu. Bu örneklerden sürtme, damlatma, sıçratma ve akıtma gibi eylemlere odaklanarak alternatif bir uç efektör tasarımı arayışına girdim. Sonrasında süreç, bu eylemlerin odağında bir serum kitinin sahip olduğu akış sistematiğinin keşfine doğru evrildi.

Adapte Olma/Etme ve Araçlar

Ulaştığım nokta ise benim için, en yoğun prototipleme, eksikleri görme, öğrenme ve adapte olmanın yaşandığı heyecanlı bir başlangıç oldu. Artık kararlar almaya ve entegrasyon sorunlarını minimize ederek ilerlemeye başlamıştım.

  • Sistem mekanik mi çalışacak, yoksa dijital kaynaklardan yararlanmak istiyor muyum? Sonuç ürünümde kişilerin fiziksel etkilerine bağlı bir değişim istemiyordum, bu sebeple dijital kaynaklardan faydalanmanın ve sonucu etkileyen parametrelerin bir kod dilinde belirli aralıklarda manipülasyonuna imkan vermenin bana daha yardımcı olacağına karar verdim. Bu açıdan ilk yardımcım bir Arduino kiti oldu.
  • Dönüş/Tork kuvvetini nasıl sağlayacağım? En az insan gücü kullanımı gerektiren, dijital entegrasyonun mümkün olduğu ve önceden bahsettiğim eylemleri gerçekleştirebilmek için yeterli torku oluşturabilecek aracın DC motor olduğuna karar verdim.

Aldığım kararlar beni tedirgin ettiği kadar yeni şeyler öğrenmek için de oldukça motive ediciydi. Bu çalışmayı yaparken mimarlık lisans öğrencisiydim, en son ortaokulda bir devre kurmuş ve Arduino ile kodlamaya yalnızca kulak aşinalığım vardı. Süreç biraz da iletişim kurma ve araştırma isteğimin olmasıyla aksamadan ilerledi. Dersimize giren öğretim üyesi hocalarımız eksik olduğumuz konularda ve ekipmanlarda bizlere destek oldu, kısa bir Arduino 101 ve kodlama eğitiminden geçtik. Aynı zamanda şanslıydım ki babamın işyerindeki atölyede iş arkadaşlarından motor bilgisi ve Arduino kitini çalıştırma konusunda yardım aldım. Ana sorunları minimize edip üstesinden geldim, şimdi en kolay sandığım ancak beni en çok zorlayan kısma geliyorum.

  • Serum kiti nedir? Nasıl çalışır? Faydaları nelerdir? Ne işimize yarar? Bildiğimi sandığım her şeyi unuttum, siz de unutun. Serum kiti; serum torbası, sıvı basıncı ve yerçekiminden yararlanarak sıvıyı damar yolu geçisine aktaran uç ve damlalık tüpü, akış hızını kontrol eden slider ve iğne olmak üzere 4 parçadan oluşuyor. Sıvıyı alan uç ve damlalık tüpünü ters çevirerek uç efektör olarak doğrudan kullanabileceğimi düşünüyordum. Damlalık tüpü ana haznem ve sıvıyı alan uç sıçratıcı uç efektöre dönüşecekti. Tek yapmam gereken uzun hortum kısmını ve slider parçasını koruyarak kiti kısaltmaktı.

Bu kadar kolay olmadı ve işe yaramadı, eğer bir gün bir serum kiti elinize geçerse dikkatlice bakın. Çünkü damlalık tüpü çıkışında tek yönlü çalışan bir filtrasyon süngeri mevcut. Bu sünger, serum torbasına bağlı uçta düzenli bir sıvı basıncı olduğu müddetçe belirli viskoziteye sahip sıvının geçişine izin veriyor. İlk prototip çalışmamda dönme etkisindeki bir sistemde, bu basıncı ve düzenli sıvı girişini sağlamam mümkün değildi. Bu sebeple filtrasyon süngerini çıkararak damlalık tüpü ve giriş ucunu birbirinden ayırdım. Sıvı girişini manuel olarak yapma ve çıkardığım uç kısmını olması gerekenin tersine giriş değil, çıkış parçası olarak kullanarak sıçratma eylemini gerçekleştirebilecek şekilde tasarımı adapte ettim. Filtrasyon süngerinin iptal edilmesi, tek yönlü kontrol edilemez bir sıvı akışına sebep olmaya başlamıştı bu sebeple de hız kontrol “slider”ını korudum, tüm kit uzunluğunu kısaltarak önerdiğim uç efektörü tamamladım.

  • Kullanacağım sıvı ve iz bıraktığım yüzey ne olacak? Bu sorunun birden fazla cevabı oldu. Strafor ve yapıştırıcı, boyalı bir yüzey ve çözücü aseton, kağıt ve akrilik boya.

Malzeme denemelerimde en kritik faktör sıvıların viskozitesi oldu. İzi oluşturacak uç efektörü tasarladıktan sonra beklediğim en etkili sonucu kağıt ve akrilik boya ile elde ettim. Akrilik boya, viskozite değeri üzerinde değişiklik yapabilme olanağı sunduğu için son üründe buna bağlı değişimleri gözlemleyebildim. Aynı zamanda seçilen kağıdın gramajı sıvının viskozitesi ile ilişki kuruyordu. Parçalanma, geç kurumaya bağlı deformasyonlar denemelerimde rastladığım bazı sorunlar olmuştu. Bu süreçte en ideal 120 gr karton kullanarak deformasyonu optimal düzeye indirgedim.

Tüm karşılaştığım problemler, paralelinde birçok protitip model ile birlikte ilerledi. Bu sürecin içinde üretme-yapma eyleminin doğrudan sonuç ürüne yansıması ve bu konudaki belgelemelerim, çalışmanın en önemli çıktıları ve kazanımları oldu. Aldığım kararlar ve birbirine entegre ettiğim yardımcı araçlar en sonunda 3mm mukavva ile ayakta duran bir 3 boyutlu yazıcı robotunu andırmaya başlamıştı. Merkezi bir noktadan dönüşü sağlamak ve sistemi stabil tutmak için mukavvadan 4 ayaklı bir sistem kurmak o aşamadaki en hızlı, en ucuz ve en etkili çözüm sunan yoldu. Tüm bu karışıklığın sonunda önümde duran ve birçok deneme yapma imkanı bulduğum sistemin çalışma mekanizmasını kısaca özetleyeyim.

Çalışma Mekanizması

Robot Pollock, DC motorun yarattığı moment etkisiyle boyayı akıtma ve sıçratma yoluyla 1:1 oranında kartonlar üzerine iz bırakan bir mekanizma. Arduino’daki programlama tabanı, tasarımda gerçekleşen eylemlerinin kontrol edilebilir dijital arayüzünü oluşturmaktadır ve değiştirilebilir parametreleriyle üretimde farklı desen varyasyonlarının ortaya çıkmasını sağlar. İlk aşamasında olan demo sistemde tanımlanan kodlama bilgisi ve eylemler, yalnızca DC motorun mekanik dönüş yönünü ve hızını kontrol etmemi sağlıyor. Uç efektör, DC motordan iz bırakacak yüzeye kadar merkezi bir hatta düşey olarak konumlanıyor. Burada uç efektörün yüzeyden yüksekliğini, merkeze olan yarıçap uzaklığını ve sıçratma yapan uç sayısını değiştirilebilir parametreler olarak belirlemiştim. Bunun gerektirdiği sabitleyici ve mesafeleri değiştirebileceğim parçaları 3d printer kullanarak elde ettim. Bu noktada elde ettiğim uç efektörün 1:1 ölçülerini alarak gerekli parçaları modelleme ve çıktıların 3B yazıcıya adaptasyonunda yeniden bir deneme-yanılma süreci geçirdim. Yazıcının sahip olduğu değişkenler ile oynayarak ideal parçaları elde ettim. Henüz ilk halinde olan bu prototipte sıvı ekleme işlemi bir şırınga yardımıyla damlalık tüpünün üst kısmından gerçekleştiriliyor. Sıvı akışı kesintisiz gerçekleştiği için başlangıçta durgun olan akış, serum kitinin hız kontrol “slider”ı ile istenilen ivmeyi kazanıyor. Sistem çalıştırıldığında motorun dönüş yönü ve hızı, uç efektörün yüksekliği, merkeze olan mesafesi, kullanılan uç adeti ve sıvının akış hızı parametrelerine bağlı olarak akıtma, sıçratma, sürtme ve damlatma yoluyla kağıt üzerinde çeşitli desen çalışmaları ortaya çıkıyor.

Üretim aşamasında mukavva sistemin sallanması ve manuel desteğe ihtiyaç duyması, sistem kapalıyken sıvının düzenli olarak eklenme ihtiyacının olması ve motor gücünün öngörülememesine bağlı boyanın savrulma miktarının tanımlanan kağıt alanının dışına çıkması son ürünlerde belirli bir kalite elde edene kadarki tüm süreçte olduğu gibi farklı kazanımlar sunan deneyimin bir parçası oldu. Ortaya çıkan ürünlerden sonra Robot Pollock adını alan tasarım bir demo mekanizma ve bıraktığı izler prototip çıktıları olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum. Gelişimi hala devam etmekte olan tasarım aslında konseptten son ürüne kadar benzer bir çalışmaya dahil olmak isteyenlere kişisel bir öğrenme ve yapma süreci sunuyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s